21 YILDIR KAYBOLAN KIZI İÇİN İMZA KAMPANYASI BAŞLATTI
17 Ağustos 1999 deprem felaketinde, Gölcük’te yıkılan bir bina enkazının altında kalan ve 12 saat sonra kurtarılan Karamert ailesi, çıkar çıkmaz her yerde 6 yaşındaki kızları Gözde’yi aradı. Ancak tüm çabalarına rağmen Gözde bulunamadı.. Daha sonra Gözde’nin bir Teğmen tarafından, hastaneye kaldırıldığına dair bilgilere ulaşıldı.. Ancak bütün hastaneleri aramalarına rağmen, yine de gözdeye ulaşılamadı. Anne Nilgün Karamert, bir gün olsun ümidini kaybetmeden, kızını aramaya devam etti. Hatta 1 yıl önce, “Gözde” isimli bir kitap yazdı. Amacı bu kitap ile kızını bulmaktı. Ancak maddi imkânsızlıklar nedeniyle kitabını bastıramadı. Yaşadığı olumsuzluklara rağmen, kızını aramayı bırakmayan anne Nilgün Karamert, bu defa birkaç yakını ile bir araya gelerek, kızının bulunması amacıyla internet üzerinde dijital bir imza kampanyası başlattı.
BİR DAHA GÖRÜŞEMEDİK
21 yıldır depremde kaybolan kızı Gözde'yi arayan ve kızını bulabilmek için her yolu deneyen Nilgün Karamert, yaşadıkları o felaketi şu şekilde anlattı. “O gece komşumuzun kızının kına gecesi vardı. O birinci katta biz ise beşinci kattaydık.6 yaşındaki kızım Gözde ile gece 01.30 gibi eve çıktım. Onlarla sabah görüşürüz diye ayrıldık ama bir daha asla görüşemedik, hepsi depremde hayatını kaybetti. Eve çıktığımızda Gözde uyudu ben de 03.00'e doğru uykuya dalmıştım. Büyük bir gürültüyle uyandığımı hatırlıyorum. depremin sarsıntının etkisiyle yatak odamızın kapısı çarptı ve kapandı. Benim odamla Gözde'nin odası yan yanaydı. Benim bağırmama sesime eşim uyandı, zaten elektrikler kesilmişti, her yer karanlıktı. O sırada başka bir sallantıda da kapı açıldı tam kapıdan çıkıp Gözde'nin kapısının eşiğindeyken ev yıkıldı. Odasına giremedim… Enkaz altında eşimle birlikte 12 saat kaldık ve bu süre zarfında kızımın sesini hiç duymadım. Eşimle birlikte enkazın altında çok kötü bir durumdaydık, hareket edemiyorduk. Her artçıda üzerimizdeki beton daha da baskı yapıyordu. Bu süreçte Gözde'nin sesini duyamayınca öldüğünü düşündüm”
EŞİMİN DURUMU ÇOK AĞIRDI
Yaşadıklarını anlatmaya devam eden Karamert, “12 saat sonra bizi ancak çıkartabildiler. Depremde yan binayla bizim binanın enkazları karışmış. Bizi yan binanın yıkılan duvarından girerek çıkarabilmişler. O duvara da Gözde'nin odasından ulaşmışlar. Bizi de eşini ailesini kaybeden bir adam kurtarmış, eğer o olmasaydı benim ailem gelene kadar biz dayanamaz, hayatımızı kaybederdik. Çünkü sürekli sallanıyordu ve biz her sallanmada sıkışıyorduk. Eşim benden iki saat sonra çıkarılmış. Okmeydanı Hastanesi'ne eşimi beni de Paşabahçe Hastanesi'ne kaldırmışlar. Ben 15 gün eşim ise 65 gün kaldı. Eşimin durumu çok ağırdı. Biz hastanedeyken enkazın başına Karasu'da oturan ağabeyim gelmiş, bizi ve Gözde'yi sormuş. Bizi çıkaran adam da bizi kurtarmaya Gözde'nin odasından girdiğini ve Gözde'yi hiç görmediğini söylemiş. Biz de daha sonra öğrendik ki bizim apartmanın karşısında duran boş arazide bir teğmen, kızım Gözde'yi orada ağlarken görmüş ve onu da alıp hastaneye götürüyor. Askeri hastanesine götürmüş, kendisi yaralıymış ama kızımın bir çiziği bile yokmuş. Bu yaşananların yer aldığı resmi ifadeler var. Depremden hemen sonra yani 03.30 gibi askeri hastanede olduklarını söylüyor. Hastaneye acilin önüne gittiklerinde teğmen bayılmış iki saat sonra kendisine gelebilmiş. Kendisine geldiğinde Gözde'nin ortalıkta olmadığını görmüş ve etraftakilere sormuş. Kimse görmemiş ve bir şey de dememiş. Bu yaşananlardan sonra kızım tersanede görünmüş. Biz doğum günü olan ekim ayında televizyona çıkıp kızımı aradığımı söylemiştim, ölü ya da diri ben kızımı aramaya başlamıştım. Hayatını kaybeden milyonlarca çocuğun resmine baktım, belki kızım onların içerisindedir diye. Ama yoktu”

OKULDA GÖRDÜLER
Deprem sonrası çocuğunu araken bir kez görüldüğünü anlatan Karamert, “Depremden sonra Şehitler Mahallesi'ndeki Tersane İlköğretim Okulu'nda yarı yıl tatiline 1 hafta kala Gözde'nin kaybolduğunu bilmeyen bir komşumuz kızı (adı Hatice) Gözde'yi okulda görmüş. Okul çıkışıymış ve kızımla konuşmuş, o Gözde'yi bizim okula yazdırdığımızı düşünmüş. Onunda ifadeleri var. Hatice kızıma, "Annenlerde bir şey var mı? Eviniz yıkıldı mı?" diye sormuş ama cevap alamamış. Hemen kızımı yanındakiler alıp götürmüş. Çocukları binalara sokmadıkları için çadırda okutuyorlarmış. Bana bu yaşanan olayı anlattıklarında kendime gelemedim. Hemen okula gittim, polislerle birlikte gittik. Gözde'nin okulda kaydı yoktu, Gözde'nin resmini okuldaki çocuklara gösterdik, tanıdılar ama müdürler ya da öğretmenler Gözde'yi tanımadıklarını söyledi. Keşke şimdiki aklım olsa o okuldan çıkmazdım, diretirdim. O zamanlar benim aklım yerinde değildi. O sıralar ben bacağımı ve kolunu kullanamıyordum, eşim yeniden hastaneye yatmıştı ve maddi imkanlarımız yoktu. O kadar kötü bir durumdaydık ki. Ben belki doğru kararlar veremedim. Ama ben yetkililer gitmiştim onlar neden müdürleri yahut öğretmenleri sorgulamadı neden bu işin üzerine düşmedi. Ben şimdi düşündükçe çok üzülüyorum. “
KİTAP BASILAMADI
Karamert, “Kitabımı yazma sebebim, olur da ben ölürsem ve Gözde ortaya çıkarsa onun için ne kadar emek verdiğimi bilsin istedim. Aklına "acaba ailem beni aramadı mı?" soruları gelsin istemedim. Bu kitabı gün gelirde okursa benim ne kadar mücadele ettiğimi çabaladığımı bilsin görsün istedim. Çoğu insan benim neler çektiğimiz bilmiyor. çektiğim acıyı sıkıntıları herkes bilsin istedim. Bana göre annelik pes etmemek demektir. Annelik sadece çocuğu doğurup büyümek değil mücadele etmektir. Bir anne olarak mücadelemi asla bırakmayacağımı duyurmak istedim. Artık yapabileceğim bir şey kalmadı, son çare buna başvurdum. Ancak kitabı destek bulamadığımdan yayınlatamadım. 81 ile yayılsın istiyordum. Ama olmadı”
KIZIM ÖLMEDİ
Son olarak bir anne olarak çaresiz kaldığını ve bugüne kadar çalmadık kapı bırakmadığını ifade eden Karamert, “ Dile kolay geliyor. Tam 21 yıldır kızım kayıp. Yüzde 90 yaşıyor. Ancak biz kızımızı bulamıyoruz. Bu güne kadar kimse beni dikkate almadı. Deprem’de yakınlarını kaybeden bir aile dava açtı. Bizde açacaktık. Ancak bize siz bekleyin. Çıkacak karara göre sizlerde dava açarsınız dendi. Mahkeme kimsesizler mezarlarının açılarak DNA testi yapılmasına karar verdi. Bizlere, dilekçeleri imzalamamızı müsaade vermemizi söyledi. Sonra çok bekledik. Ancak daha sonra öğrendik ki, DNA çok masraflı bir iş olduğundan ve ücretli yapıldığından, sadece dava açan aile için ücretsiz olacağına bizlerin de ücretsiz yaptırmak için dava açmamız gerektiği söylendi. Bilseydik biz de dava açardık. Ama benim kızım ölmedi.. Bunu biliyorum. Bu nedenle kızımın bulunmasını istiyorum”
GÖZDE’Yİ BULMAMIZA YARDIM EDİN
Nilgün Karamert’in yakınları ile başlattığı dijital imza kampanyasındaki metinde şu ifadeler yer alıyor, “Gözde Karamert 17 Ağustos 1999 da Gölcük’te yaşıyordu, anne ve babası enkaz altında 12 saat kaldı.Gözde karşıdaki boş arsaya savrulmuştu ve yarası yoktu.Teğmen bir komşuları hastaneye giderken onu da yanına aldı ve Gözde hastane de kayboldu.Gözde’nin görüldüğüne yaşadığına dair pek çok kanıt olmasına rağmen aile sadece kendi çabalarıy,la onu bulamadı.O dönem Gözde’nin Gölcük Tersane İlkokuluna gittiği iddia edildi, öğrenciler onu tanıdı.Bir albay’ın yanında yaşadığına dair ihbarlar yapıldı ama Gözde bulunamadı. Kimsesizler mezarlığında Dna testleri yapıldı Gözde yoktu. Annesi Nilgün Karamert her defasında ölüp ölüp dirildi... Gözde’nin öldüğüne dair hiçbir kanıt bulunamadı. Nilgün Hanım bir kitap yazdı ‘GÖZDE’ onu bile bastıramadı, yayınevleri itibar etmedi satılmaz diye. Gözde yaşıyor ve 1999-2000 öğretim yılında Tersane İlkokuluna kayıt olan çocukların fotoğraflarına bakmakla başlayacak ilk adım. Nilgün Hanım’a bu bilgi verilmedi. Lütfen Gözde’yi bulmamıza yardım edin”
0 YORUM